 |
|
 |
|
İZMİR SAĞLIK REHBERİ: KIŞI SAĞLIKLI GEÇİRMEK İÇİN 6 KURAL |
Kışın etkisini göstermeye başladığı şu günleri sağlıklı geçirmek için yapılması gerekenler;
1- Baklagilleri ihmal etmeyin:
Kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya gibi türleriyle iyi birer protein kaynağı olan baklagiller, et veya kıyma eklenmeden de tüketilebilecek bir besin grubudur. Haşlama olarak sebze yemeklerinize ve salatalarınıza da ilave edebilirsiniz. Haftada 2-3 kez tüketilmelidir.
|
|
 |
2- Gribe karşı C vitamini:
Vücut direncinin azalmasıyla baş gösteren gripten korunmak için kuşburnu, maydanoz, kırmızı ve yeşil sivri biber, roka, kivi, portakal, mandalina ve limon gibi C vitamini yönünden zengin meyve ve sebzeler daha fazla tüketilmelidir.
3- Bağışıklık için sebze tüketin:
Sebze ve meyveler, önemli vitamin ve mineral kaynağı olmalarının yanı sıra antioksidan özellik gösterirler. Toksinlerin uzaklaştırılmasında önemli rol üstlenen A, C, E vitaminlerinin kaynaklarıdır. Özellikle koyu yeşil, sarı, turuncu, kırmızı ve mor sebze ve meyveler beslenme düzeninde sıklıkla yer almalıdır. Her gün en az 5-6 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir.
4- Kahve yerine kuşburnu:
Soğuk kış günlerinde çay, kahve, kola, kakao gibi kafein içeren içecekler yerine C vitamini yönünden zengin olan kuşburnu çayı gibi bitki çayları, yeşil çay, rezene, melisa, papatya ve ısırgan otu çayı gibi rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitki çayları tercih edilmelidir. Su tüketimine de yaz dönemindeki kadar önem verin, 2.5-3 litre suvı tüketin.
5- Sıvıyağ kullanın:
Kış aylarında fazla miktarda yağ tüketimi, kilo artışlarına neden olur, vücudun bağışıklık sistemini olumsuz etkileyerek hastalıklara yakalanma riskini artırır ve hastalık süresini uzatır. Bu nedenle tereyağı ve margarinlerden kaçınılmalı, sıvı yağlar kullanılmalı.
6- Güneş ve süt ürünleri şart:
Kış mevsiminde güneş, yüzünü daha az gösterdiğinden, güneşten alınan UV ışınları ile deride sentezlenen D vitamininden bu mevsimde yoksun kalınır. Özellikle kemik ve diş gelişimi için önemli olan kalsiyumun vücutta kullanılmasını, depolanmasını sağlayan D vitamini gereksinimini karşılamak için güneş ışınlarından yararlanılabildiği ölçüde yararlanılmalı, süt ve süt ürünleri, balık gibi diğer D vitamini kaynakları da tüketilmelidir.
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
|
İZMİR SAĞLIK REHBERİ: MEYVE VE SEBZE SAĞLIK KALKANIMIZ |
Günde 2-5 porsiyon meyve, 2-8 porsiyon sebze tüketmek hem kalp-damar hastalıklarına, hem de bazı kanser türlerine karşı korunma sağlıyor
Beslenme alışkanlıkları kalp hastalıklarında ve kanserde önemli rol oynuyor. Yüksek oranda sebze ve meyve tüketimi birçok kronik hastalıklardan korunmamızda etkili. Araştırmalara göre Batı ülkelerinde günde 3 ve üzeri porsiyon meyve tüketiliyor ki bu rakam kronik hastalıklardan korunmada yeterli bir rakam değil. Normalde günde 2-5 porsiyon arasında meyve, 2-8 porsiyon arasında sebze tüketmek gerekiyor. |
|
 |
Sebze ve meyve tüketimi ile, kalp-damar hastalıkları, bazı kanser türleri, inme, Alzheimer hastalığı, katarakt ve yaşla ilintili fonksiyonel kayıp riskinin azalması arasında kuvvetli bir ilişki var. Bu etkinin sebze ve meyvelerin içerdiği diyet posası, folat, potasyum ve C vitamini, E vitamini, beta-karoten gibi antioksidan vitaminler dışında güçlü antioksidan etkinlik gösteren biyoaktif fitokimyasal bileşenlere bağlı olduğu belirtiliyor.
Liflerin gücü
Vücudumuzda gerçekleşen ve oksidasyon denen bir grup kimyevi reaksiyon sonucunda ortaya çıkan bazı maddeler, bilhassa DNA üzerinde hasara yol açarak çeşitli hastalıklara zemin hazırlar. Sebze ve meyvelerde bulunan lifler, yediklerimizle birlikte istemeden alınan çeşitli zararlı maddeleri emerek dışkı ile vücuttan atar.
Amerikalı kadınlar üzerinde yapılan bir diğer araştırmaya göre, günde iki porsiyondan fazla sebze ve meyve tüketenlerde, akciğer kanseri görülme riski yüzde 21-32 oranında daha az. Ayrıca, karnabahargiller (lahana, brokoli, karnabahar), turunçgiller ve karotenden zengin sebzelerin akciğer kanserinin gelişme riskini azalttığı bildiriliyor.
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
|
SAĞLIK HABERLERİ: KIŞIN TUZDAN UZAK DURMALI |
Sıcak havalarda terlemeyle vücudumuzdan atabildiğimiz için zararsız olduğu düşünülen tuzun, kış aylarında kalp hastaları üzerinde sağlık risklerine neden olabiliyor.
Vücudun, ihtiyacı olan tuzu, sebze ve meyvelerden doğal olarak karşılar, bu nedenle dışardan tuz almaya gereksinimimiz yoktur. Türk insanının, geleneksel damak tadı nedeniyle yemekte tuz kullanılan tuz oranı farklıdır , fazla tuz tüketim alışkanlığının ise toplumdaki kalp ve damar hastalıklarını arttırıyor.
Sofralarda ve yemeklerde kullandığımız tuz, güçlü çözücü özelliğe sahip sodyum klorür maddesinden oluşur. Aynı zamanda su ve nem |
|
 |
çekme özelliği olan tuz, bu yanıyla damarlarda dolaşan kanın akışkanlığını artırır. Kanda bulunan yüksek tuz oranı, terleme ya da bir başka nedenle azalmadığı takdirde, kalbin kan pompalama hızını dengede tutması güçleşir. Kanın normalden daha az ve fazla pompalanması damar çeperine uygulanan basıncın azalmasına ya da artmasına yol açar. Bu durum ise tansiyon ve kalp rahatsızlıklarının en büyük nedenlerinden biridir.
Kış mevsiminde tuz riskli
Yağlı ve baharatlı yemeklerin daha sık tüketildiği kış aylarında, yemeklerde aşırı miktarda tuz kullanılmasının kalp-damar hastalıklarına adeta davetiye çıkartıyor. Soğuk hava nedeniyle damarların büzüştüğü kış aylarında, özellikle kalp-damar hastalığı riski yüksek kişilerin mümkün olduğunca tuzsuz yemesi gerekir. Çünkü, kışın damarlardaki büzüşme, kalp pompalama hızını yavaşlatır. Bu mevsimde fazla tuz alınırsa, basınç dengesini yitiren kalpte ani krizler görülebilir. Kalp ve tansiyon hastalarının aşırı tuzlu yemesi ise hastanın intiharı anlamına gelir.
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
|
İZMİR SAĞLIK REHBERİ
Genel kadın sağlığı muayenesinin yanında kadınlar doktorlarından yaşa uygun aşılanma takvimi konusunda fikir alabilirler. Çocuk doğurma çağındaki kadınların çoğu, grip, hepatit A, hepatit B, kızamık, kızamıkçık ve kabakulak hastalıklarından koruyucu aşılar için uygun aday konumundadırlar. 55 yaş ve üstündeki tüm kadınlar zatüreden korunmak için Pneumoni aşısı ve 60 yaş ve üstündeki tüm kadınlar zonadan korunmak için su çiçeği aşısı yaptırabilirler. Tüm kadınlar her 10 yılda bir tetanoz, difteri, boğmaca aşısı olmalıdır.
|
|
 |
|
 |
|
|
|